İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı’ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) hakkında bilgiler verdi.

 

Parlakpınar, GETAT ile ilgili Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe değinerek şunları söyledi:

 

“2014 yılında Resmi Gazete’de Geleneksel ve Tanımlayıcı Tıp Uygulamaları hakkında bir yönetmelik yayımlandı. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı bu tür uygulamaların çerçevesini çizdi, bu yönetmelikte on beş tane uygulama tanımlandı. Bu alanlarla ilgili yetkinin kimde olduğu yani yetkinlik şartları ve bu işlerin nerede ve kimlere hangi şartlarda yapılabileceği ilk defa tanımlanmış oldu.”

 

Öğretim Üyesi Parlakpınar, kupa terapisi (hacamat), hirudoterapi (sülük uygulaması), ozon terapi, fitoterapi (bitkisel ürünlerle yapılan tedavi), apiterapi (arı ürünleriyle yapılan tedavi), müzikoterapi (müzikle hastalıkların tedavisi), proloterapi, kayropraksi, akupunktur ve hipnoz gibi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları hakkında bilgi verdi. Geleneksel tıp uygulamalarının ve eğitiminin birbirinden farklı olduğuna değinen Parlakpınar, 2014 yılında yayımlanan yönetmelikte bu ayrımın yapıldığını belirterek şu şekilde konuştu:

 

 “Bu yönetmelikte iki tane önemli kavram gözümüze çarpıyor, birisi uygulama yapma, diğeri de eğitim verme. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı bu yönetmeliği yayımlamakla aslında tırnak içerisinde merdiven altı olarak tabir edilen yanlış uygulamaların önünü alıp standardize etmek istedi. Yönetmelik 2014 yılında yayımlandı. Bu yönetmelikte neler olduğunu kabaca anlatayım. “Merkez” ve “Ünite” ayrımı yapıldı, açıklayacak olursak üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri eğer bu tanımlanan uygulamaları yapmak istiyorsa gerekli şartları sağladıktan sonra merkez olabilir ya da devlet hastanesi ve özel bir muayenehane gerekli şartları sağlarsa ünite olabilir. Ünite ve merkez arasında ne fark var diye sorulacak olursa, merkezde yapılabilecek işler daha fazla ve yetki daha geniştir.”

 

Sağlık Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayınlamış olduğu yönetmelikte tanımış olduğu geleneksel tıp tedavilerinin yalnızca izin verilen kurumlarda yapılabildiğini söyleyen Parlakpınar, GETAT merkezi açmak  için Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı eğitim almanın ve bu eğitimlerden sonra girilecek sınavda başarılı olmanın şart olduğunu vurguladı. Ayrıca GETAT uygulama merkezlerinde veya ünitelerinde çalışmak için, çalışma ruhsatının alınması gerektiğinin altını çizdi. Parlakpınar GETAT merkez ve ünitelerinin Sağlık Bakanlığı’nın denetiminde faaliyet gösterdiğini de sözlerine ekledi.

 

“Hem Uygulama Yapıyoruz Hem De Eğitim Veriyoruz”

 

Parlakpınar, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına üniversite hastanelerinde de başlandığına değindi ve İnönü Üniversitesi GETAT Merkezi olarak tedavi ve eğitim verdiklerini söyledi. Parlakpınar İnönü Üniversitesi GETAT Merkezi ile ilgili şu bilgileri verdi:

 

“Türkiye’deki duruma baktığımızda üniversite hastaneleri ve özel hastaneler bu işe el attılar ve birden fazla yetkinlik belgeleriyle merkezler ve üniteler açıldı. Bizim de üniversitemizde hem GETAT Uygulama Merkezimiz hem de GETAT Uygulamaları Eğitim Merkezimiz var. Hem uygulama yapıyoruz hem de yurt içinden gelen hekimlere eğitim veriyoruz. Şu an için üniversite olarak 3 alanda: akupunktur, kupa uygulaması ve sülük uygulaması hakkında eğitim verme yetkimiz var. Fitoterapi, hipnoz ve ozon eğitimi için de başvurularımız var onay bekliyoruz. GETAT Merkezimizde izin verilen uygulama alanlarımız ise akupunktur, fitoterapi, kupa, sülük ve hipnoz, bu beşi aktif bir şekilde devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın izin verdiği durumlar için hasta ile görüşüp gerekli tahlil ve muayenelerden sonra eğer gerekiyorsa bu tamamlayıcı tedavileri gerçekleştiriyoruz. Ozon terapi gibi yeni uygulamalar için de başvurularımız var, sertifikalarımızı aldık ve uygulama izni için onay bekliyoruz.”

 

Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki GETAT merkezlerinin 2017 Ağustos ayında açıldığını ifade eden Parlakpınar, hastaların tedavi ve takiplerinin yapıldığını söyledi. Farklı klinik branşlarla GETAT uygulamalarına yönelik projeler planladıklarını açıklayan Parlakpınar, araştırma yapmanın, eğitim vermenin, proje yapmanın ve bunların sonuçlarını akademide paylaşmanın üniversite hastanesinin esas gayesi olduğunu belirtti.  

 

Malatya ve İnönü Üniversitesi’ne İvme Kazandıracak

 

Parlakpınar, Malatya İspendere İçmeleri’nde İnönü Üniversitesi, Malatya Battalgazi Belediyesi ve Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DAP) ile üçlü protokol kapsamında yapılan GETAT Merkezi ile ilgi bilgiler verdi:

 

“GETAT, Malatya ve İnönü Üniversitesi’ne özellikle sağlık turizmi ve sağlık eğitimi alanında ivme kazandıracak bir proje. Malatya İspendere İçmeleri’nde üniversitemizle birlikte Battalgazi Belediyesi ve DAP Başkanlığı ile üçlü bir protokolle burada bir merkezimiz yapılıyor ve fiziki alt yapısı bitmek üzere. Daha sonra burası için uygulama alanlarımıza yönelik ruhsat başvurusunda bulunacağız.”

 

Parlakpınar, İspendere İçmeleri’nin önemini vurgulayarak sözlerine söyle devam etti:

 

 “Orası aynı zamanda sağlık turizmi için de bize rekreasyon alanı olarak planlanmakta. Böyle doğaya, yeşile, şifalı suya ve daha ferah bir ortama, havuzlara, mesire alanlarına ve spor parkurlarına kavuşmanın, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının ruhuna uygun olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla oradaki projenin bu anlamda önemli olduğunu düşünüyoruz ve oradaki çalışmalarımız da hızlı bir şekilde ilerliyor. Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki uygulamalar devam etmekle beraber yeni uygulama alanlarını da yetişirse İspendere’de açacağız.”

 

“Burada Yeni Uygulama Alanları Da Açacağız”

 

Parlakpınar, İspendere’ye özel yeni uygulama alanlarını da açmayı planladıklarını dile getirerek şunları söyledi:

 

“İspendere’ye özel planladığımız uygulamadan bir tanesi de tuz odasıdır, yani Haloterapi. Haloterapi, uygun vakalarda özellikle solunum yolu enfeksiyonlarında faydalıdır, yurtdışında uygulamaları olduğu gibi Türkiye’de de Iğdır Üniversitesinde pilot bir çalışma başlatılmıştır. Bununla ilgili bir planımız var, hastanede yapamadığımız Apiair denilen arı kovanı havası uygulamasını da burada hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bunun da yine solunum yolu hastalıklarına iyi geldiği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği ile ilgili çalışmalar ve uygulamalar olduğunu biliyoruz. Amacımız hem üniversite hastanemiz hem de İspendere olarak Doğu ve Güneydoğu’ya hitap etmek, bu bölgenin hem uygulama hem de eğitim merkezi olmayı planlıyoruz.”

 

Parlakpınar, Geleneksel Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının kulaktan dolma bilgilerle yapılmaması gerektiğini, ancak hekim onayıyla bu uygulamaların yapılabileceğini söyleyerek şunları söyledi:

 

“Geleneksel ve Tanımlayıcı Tıp Uygulamaları çok dikkat edilmesi gereken ve maalesef suiistimale açık bir konu. Yetkinliği olmayan, sertifikası olmayan ve hekim olmayan kişiler tarafından manevî değerleri suiistimal eden, merdiven altı uygulamaların yapıldığı bir alana dönüştü. Yanlış uygulamalardan dolayı kişilerin, enfeksiyon ve organ yetmezliği gibi durumlarla karşı karşıya gelebileceklerini unutmaması gerekir. Ancak kötü örneklere bakarak bu alanda yapılacak araştırmaların önünü kapatmamak gerekir. Özellikle bazı alanlarda mesela fitoterapi alanında olduğu gibi. Kaliteli ve güvenilirliği tanımlanmış ruhsatlı bitkisel ürünlerin de önünü açmak gerekir. Hammaddesi bolca bulunan bitkisel ilaçları ülkemiz akademisyenleri kendi standartlarını belirleyerek üretmeli ve katma değer yaratmalıdır. Biz üniversite olarak, bu standartlardan, bu değerlerden hiç taviz vermeden bu işi yazılı kurallara göre bakanlığın belirlediği şartlara göre tamamlayıcı bir uygulama prensibi ile yapıyoruz.”

 

Doktorunun izni olmaksızın hastaya hiçbir bitkisel tedavi uygulanmadığını dile getiren Parlakpınar, gelen hastalara ilk olarak muayene, tahlil ve tetkikler yaptıklarını, “evet bu hastaya uygulanabilir” denildikten sonra ve hastaya detaylıca anlatılıp onayı alındıktan sonra geleneksel tıp tedavisini uyguladıklarını belirtti.

 

Son olarak Parlakpınar, bu uygulamaların alternatif tıp uygulamaları olmadığını, konvansiyonel tıbbın inkâr edilmediğini ve yaptıkları uygulamaların ise tamamlayıcı tıp uygulamaları kapsamında olduğuna dikkat çekti. Parlakpınar, yapmış oldukları çalışmalara daima çok güçlü destek veren Rektör Prof. Dr. Ahmet Kızılay’a, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Durmuş’a, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Ali Beytur’a ve İspendere’deki özel çabalarından dolayı Battalgazi Belediye Başkanı Selahaddin Gürkan’a, İspendere’deki projeye maddî destek veren Doğu Anadolu Projesi Başkanlığı’na ve GETAT çalışma arkadaşları Prof. Dr. Alaaddin Polat’a, Doç. Dr. Evren Köse’ye ve Doç. Dr. Ediz Sarıhan’a teşekkür ederek sözlerini noktaladı.

Paylaş: