Göz Hastalıkları

GENEL GÖZ POLİKLİNİĞİ

Anabilim dalımız Genel Göz polikliniğinde tüm gün olarak tam zamanlı hasta bakılmaktadır. Hastaların ilk göz muayeneleri yapılır. İleri teşis ve tedavi gerektiren hastalığı tespit edilirse ihtisas birim polikliniklerine yönlendirilir. Hastane randevu merkezi üzerinden
randevulu çalışılmaktadır.

Polikliniğimizde bulunan alanlar;

4 çok+gözde muayene ünitesi


Pentecam kornea topografisi (PENTACAM)


Optik kohereo tomografisi (OCT)


 Fundus floresein anjigrafi (FFA)


 Bilgisayarlı görme alanı (BGA)


 Katarakt sensitivite alanı

GÖZ HASTALIKLARI SERVİSİ (KLİNİK)
Servisimizde yataklı tedavi hizmeti verilmektedir.

BİRİM POLİKLİNİKLERİMİZ

1-KORNEA POLİKLİNİĞİ
Haftada 2 gün pazertesi ve cuma günü hizmet vermektedir. Takipli ve randevulu hasta bakılmaktadır. Pandemi sürecinde hasta kabulü yapılmamaktadır.
Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, ışığı odaklama ve gözü dış etkenlerden koruma görevine sahip, görme işlevinde büyük rolü olan, gözün eğimli saydam tabakasıdır.

Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;
Hastalıklar
Kontakt Lens
oKeratokonus
Kırma Kusurları ( Myopi, Hipermetropi, Astigmatizma)
Az Görme
Lensler,Tedaviler
Kontakt Lens Uygulamaları.

KORNEA MUAYENE YÖNTEMLERİ
Lokal ışık ile kornea saydamlığını, yüzeyinin parlaklığını, kornea yaralanmalarını, pamuk bir çubuk yardımı ile kornea duyarlığını değerlendirebilir. Göz hekimleri kornea morfolojisi ve fonksiyonunu değerlendirmek için bazı cihazlar kullanırlar;
•    Biyomikroskopi: Kornea ve ön segmente ait diğer yapıların binoküler olarak incelenmesine yarar. Değişik kalınlıktaki ışık demetleri farklı açılardan gönderilerek biyomikroskobun büyütmesi sağlanır ve kornea incelenebilir. Rutin olarak en sık kullanılan muayene yöntemidir.
•    Topografi: Korneanın ön yüzünün topografik analizinde kullanılır.

2-RETİNA POLİKLİNİĞİ

Haftanın 5 günü hizmet vermektedir. Toplam 3 Öğretim Üyesi ve Araştırma Görevlileri  tarafından kendi günlerinde takipli ve randevulu hastalar bakılmaktadır. Muayene ve enjeksiyon günleri ayrı ayrı günlerde hizmet vermektedir.
Retina, göz küresinin arka duvarını bir duvar kağıdı gibi kaplayan ve görme hücrelerinden oluşan ağ tabakasıdır. Aynı zamanda retina kendi içerisinde 10 katmandan oluşmaktadır, Retina tabakası gözün en karmaşık ve en hassas noktasıdır. Retina ışığın görüntü olarak beynimize iletilmesini sağlar ve bu şekilde görmemiz mümkün olur. Retina da meydana gelen problemler bir göz bozukluğu değil, bir göz rahatsızlığıdır. Erken teşhis bu noktada çok önemlidir. Eğer, gözünüzde aşağıdaki belirtilerden bir yada birden fazlası var ise mutlaka bir retina doktoruna muayene görünmeniz gerekmektedir.

Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;
Retina Hastalıkları
Diyabetik Retinopati
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu
Vasküler Retina Hastalıkları
Retina Dekolmanı
Enjeksiyon
Lazer Uygulamaları

Şeker ve Hipertansiyonun Retinaya Olumsuz Etkileri
 Şeker ve hipertansiyon hastalıkları vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkiler ve ilk olarak en büyük olumsuz etkiyi gözde meydana getirir. Bu hastalıklar sonucu retinada damar genişlemeleri ve geçirgenlik bozuklukları ortaya çıkar.

Retina Hastalıklarının Tedavisi
Retinada erken teşhis, koruyucu medikal tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi müdahale hayati önem taşımaktadır.

Retina Muayenesinin Önemi
Retinada erken teşhis, koruyucu medikal tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi müdahale hayati önem taşımaktadır.

3-ÜVEİT POLİKLİNİĞİ
Haftanın 1 günü (Çarşamba) olarak hizmet vermektedir. Takipli ve randevulu hasta bakılmaktadır.
Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;

Göz yuvarlağının  ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, “uvea”dır. Uveanın iltihabına “üveit” denir. Üveit, gözün uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.
Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.
Erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi önemlidir. Bu şartlar sağlandığında zarar görmüş göz çoğu kez kurtarılabilir.
Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler vb.
Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, hekim tarafından belirlenmesi gerekir.
Üveitin Sebepleri

Üveit hastalarının %30 ila 40’ında hastalığın nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveite yol açabilen rahatsızlıklar:
•    Behçet hastalığı
•    Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit ya da mantarlar) başka bölgelerden göze yayılabilir. Tüberküloz, sifilis (frengi), herpes, toxoplazmoz, v.b.
•    Göz travması ve ameliyatları
•    Otoimmün reaksiyon (bağışıklık sistemi hastalıkları), romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, sarkoidoz.

Üveitin Belirtileri
Üveit, gözün ön bölümünde oluştuğunda şiddetli dönemlerinde gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit, gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. Merkezi bölgenin dışında meydana gelen üveitin başlıca belirtileri;
•    Göz kanlanması
•    Göz sulanması
•    Işığa karşı hassasiyet ve kamaşma
•    Lekeli ve bulanık görme veya ciddi görme kaybı
•    Ani oluşan ışık çakmaları
•    Göz küresinde ağrı

Üveitin Çeşitleri
•    Ön tarafta yer alan
•    Ara tarafta yer alan
•    Arka tarafta yer alan

Üveit Nasıl Teşhis Edilir?
Ne şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır. Geç kalındığında hastalık ilerler ve iltihap nedeniyle göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir. Belirtiler başlayınca yapılacak ilk iş üveit konusunda tecrübeli bir göz doktoruna muayene olmaktır. İlk muayene için geç kalınması görmenin kalıcı bir şekilde kaybına neden olabilmektedir.
Bazı üveit çeşitlerinin tipik görünümü vardır ve teşhis hemen konulabilir. Bu durumlarda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri teknikler gerekli olabilir. Örneğin, ICG adı verilen (indosiyan yeşili) bir boyayla yapılan anjiyografiler şüpheli durumlarda hastalık hakkında doğrudan tanıya götürücü bilgiler verebilmektedir. Daha sonra romatologlar, göğüs hastalıkları, cilt hastalıkları ve nöroloji uzmanlarıyla ortak araştırmalar yapılabilir.
Behçet hastalığı ağızda ve cinsel bölgede tekrar eden "aft" şeklinde yaralar halinde görünen ve gözde üveit yapan bir hastalıktır. Ancak behçet hastalığı vücutta hemen bütün sistemleri tutabilen, eklem, büyük ve küçük damarlar, solunum, santral sinir sistemi ve sindirim sistemi organlarının tutulumuna neden olabilen müzmin iltihaplı bir hastalıktır. Hastalığın bulgu ve belirtileri tutulum gösteren organlarda alevlenmeler şeklinde görülür ve bazı belirtiler uzun süreli devam etse de kişiden kişiye değişen, lezyonların görülmediği ve kişinin şikayet etmediği dönemler de yaşanmaktadır.

4-GÖZ TANSİYONU (GLOKOM)  POLİKLİNİĞİ

Haftada 1 gün pazartesi olarak hizmet verilmektedir. Gün boyu takipli (randevulu) hastalar bakılmaktadır.

Hastalıklar
Göz Tansiyonu ( Doğumsal, Genç Dönem, Yaşlılık)
Tedaviler
İlaç Tedavisi ve Takibi
Cerrahi Tedavi

Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;
Halk arasında “karasu” adıyla bilinen glokom, diğer adıyla göz tansiyonu, genellikle belirti vermeden gizlice ilerleyen yaygın bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmez ise, kalıcı görme kaybına neden olabilir. Glokomda, göz içerisindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verecek düzeyde yüksektir.
Göz tansiyonu (glokom) kimlerde görülür?
Göz tansiyonu (glokom), her yaşta görülebilir. Ancak, 40 yaşın üzerindeki hastalarda daha sıklıkla görüldüğünden bu hastaların yılda bir defa göz tansiyonu kontrolünden geçmesi gerekir. Ailesinde göz tansiyonu olanlar ise daha sık kontrolden geçmelidir.

Göz tansiyonu (glokom) belirtileri nelerdir?
Hastaların büyük bir bölümünde herhangi bir belirti görülmez. Erken dönemde bazı hastalarda sabahları belirginleşen baş ağrıları, zaman zaman bulanık görme, geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi, televizyon izlerken göz etrafında ağrı, vb. belirtiler ortaya çıkabilir.
Göz tansiyonu (glokom), birçok hasta tarafından, ancak, ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilir. Aile bireylerinde bulunan glokom hastalığı, ilerleyen yaşlarda görülen şeker hastalığı, miyopi, uzun süreli kortizon tedavisi, göz yaralanmaları ve migren glokom riskini artırır.
Diğer bir glokom tipi ise, ileri yaşlarda ani bir şekilde krizle ortaya çıkan dar açılı glokomdur. Şiddetli göz ağrısı, görme azalması, gözde kızarıklık ve bulantı-kusma ile ortaya çıkar. Acil tedavi gerektirir. Bebeklikte ve çocukluk çağında izlenen türlerinde gözde sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve gözde büyüme izlenir.

Göz tansiyonunda (Glokom) da erken tanının önemi nedir?
Göz tansiyonu (glokom) da görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir. Normal göz muayenesi sırasında tespit edilen anormal göz içi basınç artışı, hastalığın ilk belirtisi olabilir. Göz doktoru tarafında düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yöntemdir. Glokom, dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilir. Teşhise yönelik göz muayenesinde göz doktoru, “tonometre” adı verilen bir aletle hastanın göz içi basıncını ölçer. Hastaya göz dibi muayenesi yaparak göz sinirlerini inceler. Gerekli görürse görme alanında kayıp olup olmadığını belirlemek için görme alanı testi yapar.

Göz tansiyonu (glokom) nasıl tedavi edilir?
Göz tansiyonu (glokom), tanı konulduktan sonra tamamen iyileştirilip ortadan kaldırılamaz; fakat birçok olguda uygun tedavi ile başarılı bir şekilde kontrol altında tutulabilir ve görme kaybının ilerlemesi engellenebilir.
Açık açılı glokom, öncelikle, göz içi basıncını düşüren çeşitli ilaçlarla tedavi edilir. Dirençli vakalarda veya glokom tipine göre cerrahi tedaviler uygulanabilir. Bazı hastalarda birden fazla cerrahi girişim de gerekebilir.
Kriz ile ortaya çıkan dar açılı tipinde ise tedavi çok acildir.
Glokom sinsi bir hastalıktır. Her sene göz tansiyonunuzu ölçtürmeyi unutmayınız.

5-OKÜLOPLASTİ POLİKLİNİĞİ
Haftanın 1 günü Perşembe günü olarak hizmet verilmektedir. Gün boyu takipli (randevulu hasta bakılmaktadır.

Hastalıklar
Göz Kapağı Düşüklüğü (Ptozis) (Doğumsal ve Yaşa Bağlı Göz Kapağı Düşüklüğü)
oKapak Şekil Bozuklukları (Kapak Kenarının Dışa Dönmesi, Kapak Kenarının İçe Dönmesi )
oŞalazyon (Arpacık)
oGözyaşı Kanal Tıkanıklıkları, hastalıkları
Tedaviler
Kapak düşüklüğü tedavisi (Pitozis)
Diğer Kapak cerrahileri (Kapak içe ve dışa dönme)
Şalazyon tedavisi
Göz yaşı kanalı tıkanıklıkları cerrahi tedavisi

Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;
Oküloplasti ve orbita cerrahisi göz kapakları, gözyaşı yolları ve göz çukuru hastalıklarıyla ilgilenen bir uzmanlık alanıdır.
Göz torbalarının alınmasından protez göz yapımına, göz içi tümör ameliyatlarından,badem göz, şalazyon, plexr ve troid göz hastalığı gibi tüm göz çevresi hastalıklarının tedavisi ve estetik cerrahi uygulamaları oküloplasti ve orbita cerrahisi ile gerçekleştirilmektedir.
Göz kapağı vücuttaki diğer dokulardan çok daha hassas bir bölgedir. Göz kapağı cildi vücudun en ince cilt bölgesidir. Oküloplasti ve orbita cerrahisinde cerrahi girişimlerin tümünde sağlam dokuların zarar görmemesi ve sadece gerekli yere müdahalenin yapılması çok önemlidir. Yapılacak ameliyatın göz kapağı anatomisini ve estetik cerrahi ilkelerini bilen oküloplasti cerrahisi eğitimi almış çok vaka deneyimine sahip göz doktorları tarafından gerçekleşmesi önem taşımaktadır.

6-ŞAŞILIK POLİKLİNİĞİ

Haftanın 1 günü hizmet verilmektedir. Salı günleri olarak tam gün içerisinde takipli (Randevulu) hastalara bakılmaktadır.
Hastalıklar
Şaşılık
Göz Tembelliği
Nistagmus( Göz Titremesi)
Şaşılık Tedaviler
Şaşılık Cerrahisi
Göz Tembelliği Tedavisi

Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;
Görme işlevini yerine getirmesi nedeniyle gözler, insan vücudunun en önemli organlarıdır. Çeşitli nedenlerle göz fonksiyonlarında meydana gelen bozulmalar, bireylerin yaşam kalitesini büyük ölçüde etkiler. Yaygın olarak karşılaşılan göz hastalıklarından bir tanesi şaşılık olarak bilinen iki göz arasında gelişen açısal uyum bozukluğudur. Şaşılık sorunu, bireylerde dış görünümü olumsuz etkilemesinin yanı sıra görüş kalitesinde de büyük oranda düşüşe sebep olduğundan tedavisi oldukça elzem olan bir hastalık çeşididir.

Şaşılık nedir?
Sağlıklı bireylerde her iki göz, birbirine paralel ve uyumlu olarak çalışır. Çeşitli nedenlere bağlı olarak gözler arasındaki bu paralelliğin bozulması, şaşılık olarak adlandırılır. Şaşı bireylerde gözlerden biri düz bakarken diğer göz yukarıya, aşağıya, içe veya dışa kayar. Daha ağır durumlarda ise gözlerden her ikisinde birden kayma görülebilir. Şaşılığın nedenine bağlı olarak değişmekle birlikte bu kaymalar geçici veya sürekli olabilir.

Şaşılık belirtileri nelerdir?
Şaşılık, genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalığın en temel belirtisi, düz bakmayan bir gözdür. Şaşı bireyler bir noktaya baktıkları sırada bir gözleri düz iken diğer göz kayarak farklı bir açıya yönelir. Çocuklarda şaşılık güneşte tek gözünü kapatma, veya her iki gözü kullanabilmek adına başı öne eğme gibi davranışlarla kendini belli eder. Bunların haricinde yaygın olarak görülen şaşılık belirtileri şunlardır:
•    Gözlerde sulanma
•    Baş ve göz ağrısı
•    Çift görme
•    Üç boyutlu görme yeteneğinin kaybolması
•    Baş ve gözün bir yana çevrilerek bakılması
•    Bulanık görme


Şaşılık nedenleri?
Her iki gözün dış kısmına yapışık olarak bulunan ve gözün aşağı, yukarı, sağa ve sola hareket ettirilmesini sağlayan altılı kas gruplarından bir veya birkaçında oluşan kuvvet azalması ya da artması sonucunda bu kaslar arasında uyumsuzluk sorunu oluşur. Bu da şaşılığa yol açan etmenler arasında yer alır. Şaşılığın bilinen diğer nedenleri ise şunlardır:
•    Genetik yatkınlık
•    Serebral palsi (beyin felci) hastalığı
•    Down sendromu ve diğer kalıtsal kromozom bozuklukları
•    Çocukluk döneminde geçirilen kaza, travma ve ateşli hastalıklar
•    Beyin tümörleri
•    Hidrosefali
•    Hipertansiyon
•    Diyabet hastalığı


Şaşılık çeşitleri nelerdir?
Bireyde yol açtığı göz kaymasının türüne göre şaşılık; içe kayma, uyumsal içe kayma ve dışa kayma şeklinde üç farklı türe sahiptir. Oluşum sebebine göre ise hastalık temel olarak aşağıdaki türlere ayrılır:
•    Doğumsal şaşılık
•    Kas felçlerine bağlı şaşılık
•    Kırma kusuruna bağlı şaşılık
•    Yetişkinlik döneminde görülen şaşılık
•    Gizli şaşılık


Şaşılık teşhisi nasıl konulur?
Şaşılık tanısı, hastalarda klinik göz muayenesi sonucunda rahatlıkla konulabilir. Ailede şaşılık vakası bulunan çocuklarda hastalığın görülme olasılığı daha yüksektir. Özellikle çocukluk döneminde hastalığın erken teşhis edilerek tedavi edilmesi, başarı oranını oldukça artırır. Bu nedenle çocukların 4 yaşından önce bir veya birkaç kez göz taramasından geçmesi büyük önem taşır.

Şaşılık tedavi yöntemleri nelerdir?
Şaşı olduğundan şüphelenilen veya şaşılık teşhisi konulmuş olan hastalarda öncelikli olarak tam ve detaylı bir göz muayenesi yapılmalıdır. Bu muayene ile şaşılığın türü, oluşum nedeni, göz kaymasının derecesi ve gözde herhangi başka bir hastalık bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Uygun bireylerde cerrahi operasyon ile şaşılığın düzeltilmesi mümkün olabilmektedir. Göz kayması bebeklik döneminde ve özellikle ilk 6 aylık süreçte oluştuysa hekim önerisi doğrultusunda genellikle cerrahi operasyonla düzeltme işlemi uygulanır ve oluşan göz tembelliği tedavi edilir. İlk iki yaş içerisinde oluşan ve hipermetropiye bağlı olarak oluşan göz kaymalarında gözlük kullanımı ve destekleyici göz damlaları ile tedavi denenebilir. Bu durumda gözde tembellik oluşumunun önlenebilmesi adına bir gözün kapatılması da tercih edilebilir.
Şaşılık hastalığında uygulanan tüm tedavi yöntemleri, çocukluk döneminde daha yüksek başarı oranına sahip olduğundan hastalığın erken teşhis edilerek tedaviye başlanması çok önemlidir. Yapılan göz muayenesi sonucunda hastalığın teşhisi konulan kişilerde doğru bir tedavi süreci sonucunda göz kayması sorunu tedavi edilebilir bir durumdur. Eğer sizde veya çocuğunuzda şaşılık hastalığı ya da şüphesi var ise, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurarak göz taraması yaptırmalısınız.

7-PREMATÜRE RETİNOPATİSİ (ROP) POLİKLİNİĞİ


Haftanın 1 günü (Salı) olarak hizmet vermektedir. Öğleden önce hasta girişleri yapılarak ön hazırlık damlalar uygulanıp, dilate olan gözlere öğleden sonra bakılmaktadır.

Hastalık içerikleri, belirtileri, tedavi aşamaları;
Prematüre Retinopatisi erken doğan bebeklerin gözlerinde görülen en önemli sağlık sorunlarından biri olarak tanımlanmaktadır. Bebeklerin gözlerindeki damarlar, bebek doğuncaya kadar gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olabilir. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak anılan, Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir. Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe neden olabilmektedir. Bu nedenle erken doğan bebeklerin muhakkak göz doktoru kontrolünden geçmesi gerekmektedir.

Prematüre Retinopatisi En Çok Hangi Bebeklerde Görülür?
Normal bir gebelik 40 hafta ya da 280 gün sürer. Eğer 37 hafta tamamlanmadan önce doğum gerçekleşirse bebek prematüre kabul edilir. 2.500 gramdan az doğan bebeklere ise düşük doğum ağırlıklı bebek denir. Bu bebeklerin üçte ikisi prematüredir.
Prematüre retinopatisinin en sık görüldüğü grup 1.000 gramın altında doğanlardır. Bu nedenle 1.500 gramın altında ve 32'inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerde mutlaka ROP muayenesinin yapılması gerekmektedir. Yenidoğan bebekler konusunda ROP'un erken tanısı ve tedavisi uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmalogların birlikte çalışması ile mümkündür. Ayrıca bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemler de retinopati riskini arttırmaktadır. Erken teşhiste tedavisi olup geç kalındığı zaman her iki gözde de körlüğe yol açar.

Bebeklerin Göz Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?
Doğumdan sonra 4-6 hafta arasında mutlaka göz muayenesinin yapılması gerekmektedir. Hafiften ağıra doğru beş evresi bulunan ROP tedavisinde başarı, hastalığın evresiyle ilintilidir. İlk iki evrede takip yeterli olurken, üçüncü evreden itibaren ise lazer ve krio tedavisine başlanılması gerekmektedir. Çünkü hastalık en iyi tedavi sonucunu üçüncü evrede vermektedir ve dördüncü ile beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise başarılı sonuç elde edilememektedir. Yenidoğan tüm bebeklerin ilk bir ay içinde göz muayenesinin yapılması sadece ROP değil, birçok göz hastalığı, göz tansiyonu, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve şaşılık gibi zamanında tanısının konması ve başarılı tedavi olanağını sağlaması açısından da önemlidir.

8-ACİL SERVİS, YATAN HASTA VE AMELİYAT SONRASI  POLİKLİNİĞİ
Acil Servise başvurmuş hastaların, Göz Hastalıkları servisinde yatan hastaların ve Göz Hastalıklarında Ameliyat ve cerrahi işlem yapılmış olan hastaların muayenelerini yapan, kabulünü sağlayan polikliniktir. Acil servis ve yatan hastaların konsültasyon üzerinden kabulü sağlanmaktadır.
Mevcut poliklinik hizmetlerimizde değişiklikler olabilmektedir. Göz Hastalıkları polikliniği olarak Genel poliklinik ve birim polikliniklerimizde Randevulu olarak hizmet vermektedir. 

KORNEA NAKLİ
Gözün renkli kısmı olan iris tabakasının önündeki şeffaf tabakaya kornea denir. Göze gelen ışınlar ilk olarak bu dokudan geçtikten sonra retina dediğimiz sinir tabakasına ulaşır ve görme gerçekleşir.
Korneanın saydamlığı veya düzenli şekli bu nedenle görmede önemli bir rol oynar. Eğer kornea saydamlığını kaybeder (korneanın distrofi gibi kalıtsal hastalıkları, katarakt ameliyatı sonrası geçmeyen kornea ödemi, vb) veya şekli bozulursa (keratokonus gibi korneanın ilerleyici şekilde incelmesi ve dikleşmesi) hasta net göremez.
Böyle durumlarda kornea sağlıklı başka bir kornea dokusu ile değiştirilerek görme tekrar kazanılabilir. Bu nakil işleminde doku yaşamını yitirmiş bir kişiden alınan sağlıklı kornea dokusudur ve işleme kornea nakli denir.

AMELİYAT HİZMETİ (CERRAHİ İŞLEMLER)
Vitreoretinal cerrahi, Şaşılık ameliyatları, Kornea nakli, Katarakt cerrahisi, Okülaplastik cerrahi ameliyatları yapılmaktadır.
Yıllık olarak ameliyat ortalama 2489 hastaya yapılmaktadır. (2018-2019 Verileri esas alınmıştır). 2020 Covid-19 salgın hastalık sebebi ile genel ortalama değişiklik göstermektedir.
Göz Hastalıkları Anabilim Dalı hizmetlerinde, 2020 Covid-19 salgın hastalık sebebi ile poliklinik ve Ameliyatlarda değişiklikler olabilmektedir.  


Telefon: 0-422-341 00 60